23 Ağustos 2009 Pazar
Zihnin ve kalbin süngeri
En çok beğendiğim bi derginin 2. sayfasında her ay çıktığında yazıyo bu söz; Abraham Licoln'a ait 'beynim bir sünger gibi olsaydı, arada bir çıkarıp sıkmak isterdim'. Bu sözü son zamanlarda çok düşünür oldum, neden? Çünkü zihnim çok karmaşık, gereksiz bilgilerle dolu! Nasıl arındıracam bilmiyorum diye düşünüyoken onbir ayın sultanı geliverdi. Acaba derdime derman olabilir mi? Tabi efendim ne demek, onbir ayda zihninde gelişigüzel biriktirdiklerini silip süpürüp götürür. Peki ya kalbin ne olacak? İşte asıl sorun ve cevap burda. Kalbimide arada bir çıkarıp temizleseydim, içindeki kirleri arındırsaydım ne hoş olurdu, ne huzurlu.. Bununla birlikte Peygamberimizin (s.a.v) mübarek kalplerinin karla yıkanışı geliyo aklıma. İnsanın kalbi hayatının önemi.. bu bedendeki en önemli organ.. Ramazanın 3.günündeyiz, Yüce Rabbimden bu ramazan ayının hem zihnen hem kalben hemde bedenen temizlenip arınmamızı, O'na layıkıyla kul olabilme bilincinin yerleşmesini vede bu bilincin uyanık kalmasını diliyorum..
19 Ağustos 2009 Çarşamba
Turistik!
Ne yazacağımı, nasıl yazacağımı tam kestiremedim. Ancak bugün eve dönerken yaşadığım olay diğer karışık olanlara göre daha güzel tabiki. Bir adam gördüm sırtında çantası, elinde ufak bir sözlük var, sözlüğe bakıyo. Dikkatli bakınca yabancı olduğunu anladım, konuşsammıııı konuşmasammmııı diye düşünürken bir anda adama merhaba deyiverdim. Tabiki ingilizceeee:) Yardımcı olabilir miyim dedim, bir problem yok dedi, iyi güzel, sonra baktım benimle birlikte yürümeye başladı, eheheh, ne rahat. Konuştuk, ingilizcemin iyi olduğunu söyledi, atıyo tabi neresi iyi;) İngilizce öğretmeniymişş,İstanbulda yaşıyomuş 6 aydır, bugün gelmiş Van'a, ohhhh geziyoo adam. Bayılmış zaten bizim ülkemize, ne ala. Bende sizin oralara gitmek için uğraşıyom deyecektim de neyse boşver dedim. İyikide konuştum, cesaret geldi üzerime. Allaha şükrettim beni böyle deli dolu yarattığı için, halimden memnunum. Böyle olmasa bu hayat çekilmezz yaa, hafaganlar basıyo yoksa!
15 Ağustos 2009 Cumartesi
Şems-Mevlana
Geleli onbeş gün olduda, tembellik yaptım yine. Maratona kaldığım yerden devam ediyorum, ara ara kaytarıyorum. Elime Elif Şafak'ın son kitabı geçti, çok methetti okuyanlar, çok da merak ettim. Etkilendim ama nedense daha büyük bir cezbedicilik bekliyodum. Yinede Şems'in en etkili karakter olduğunu, hem Şems'in hem de Mevlana'ın yaşadığı duyguları yaşamak istediğimi söylemeden geçemiycem. Özellikle Şems'in heryerde heranda O'nunla beraber olması... İnsan yaşamak istiyor onlar gibi ama her yiğidin harcı değil ve kendime şu sormadan geçemiyorum: Sen Mevlana mısın ki karşına Şems çıksın? Özellikle şu zamanda bizler Şems gibi büyük şahsiyetlere, önderlere ne kadar da muhtacız! Bizi elimizden tutup irfan diyarına yolculuk yaptıracak insanlar lazım, kendimde bu eksikliği çok hissediyorum.
Berat kandilinde sevdiğim bir abladan dinlediğim bu kıssadan hisseyi elimden geldiğince etrafımdakilere anlatmaya çalıştım. Kim dinlediyse tüyleri diken diken oldu, ben de her anlattığımda bir kez daha ürperdim. Şimdide buraya aktarıcam; Bir adam helal olmayan yoldan kazandığı bir parayla bir inek almış, bu hayvancağızdan bir süre faydalandıktan sonra, yaptığının yanlış olduğunu düşünerek bir dergaha bağışlamaya niyetlenmiş. Hacı Bektaşı Velinin dergahına varmış, anlatmış durumu. Hacı Bektaş Velide 'biz helal olmayan bi şeyi kabul etmeyiz' demiş. Adamcağız pişman halde zaten, Mevlananın dergahına gitmiş bir de. Anlatmış ve de Mevlana bu bağışı kabul etmiş. Adam şaşırmış, Mevlanaya sormuş 'Bu hayvancağızı Hacı bektaş Veliye götürdümde kabul etmedi, siz nasıl kabul ettiniz, bu işin sırrı nedir? ' Mevlana açıklamış(bunu söylemeye utanıyorum aslında) 'Biz bir kargaysak, Hacı Bektaş Veli bir şahindir. Bizim gibi her leşe konmaz.' Adam şaşkınlığı bir kat daha artmış, bu defa Hacı Bektaş Veliye gitmiş, sormuş. Buyrun Hacı Bektaşı Velinin cevabı: Evladım biz bir su birikintisiysek, Mevlana bir okyanusdur. Bizim içimize giren kötü şeyler bizim suyumuzu bulandırır, Okyanusu bulandırmaz! İki büyük velideki tevazu, alçakgönüllülük örneği, Mevlananın geniş gönüllülüğü.. Hayran kaldım.
Berat kandilinde sevdiğim bir abladan dinlediğim bu kıssadan hisseyi elimden geldiğince etrafımdakilere anlatmaya çalıştım. Kim dinlediyse tüyleri diken diken oldu, ben de her anlattığımda bir kez daha ürperdim. Şimdide buraya aktarıcam; Bir adam helal olmayan yoldan kazandığı bir parayla bir inek almış, bu hayvancağızdan bir süre faydalandıktan sonra, yaptığının yanlış olduğunu düşünerek bir dergaha bağışlamaya niyetlenmiş. Hacı Bektaşı Velinin dergahına varmış, anlatmış durumu. Hacı Bektaş Velide 'biz helal olmayan bi şeyi kabul etmeyiz' demiş. Adamcağız pişman halde zaten, Mevlananın dergahına gitmiş bir de. Anlatmış ve de Mevlana bu bağışı kabul etmiş. Adam şaşırmış, Mevlanaya sormuş 'Bu hayvancağızı Hacı bektaş Veliye götürdümde kabul etmedi, siz nasıl kabul ettiniz, bu işin sırrı nedir? ' Mevlana açıklamış(bunu söylemeye utanıyorum aslında) 'Biz bir kargaysak, Hacı Bektaş Veli bir şahindir. Bizim gibi her leşe konmaz.' Adam şaşkınlığı bir kat daha artmış, bu defa Hacı Bektaş Veliye gitmiş, sormuş. Buyrun Hacı Bektaşı Velinin cevabı: Evladım biz bir su birikintisiysek, Mevlana bir okyanusdur. Bizim içimize giren kötü şeyler bizim suyumuzu bulandırır, Okyanusu bulandırmaz! İki büyük velideki tevazu, alçakgönüllülük örneği, Mevlananın geniş gönüllülüğü.. Hayran kaldım.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
